9/4/2009 ·

                                Yüzümü yıkadım. Uçurumumdan bir ısırık alıp, tüm suskunluklarımı astım tavana. İtiraf ediyorum: Attığım tüm voltalar yüreğimi yatıştırmak içindi.

           

            Ağzıma gelen kanlarımı ciğerlerime taahhütlüyorum. İşte yine kanser büyütüyorum içimde. En yapay kahkahamla yanaklarımı ağrıtırcasına gülüyorum kaderime. Ağzımda kalan ithamlarım en arka dişimden başlıyor damağımı çürütmeye. Hangi gözümden yaşlanmaya başlayacağıma karar veremeden sırtımda unuttuğunuz bıçağınız geliyor aklıma. Aynı suç aletiyle yüreğimi şehreleyerek girmediniz mi içime? Siz, zaruri misafir, doğarken çektirmediğiniz sancıyı, ben ölürken yaşatmanız niye?

 

            Ezberlediğim teraneler bıyıklarınızda terlerken, “ezber bozduran” sıfatını ne çok yakıştırmıştınız kendinize? Bağışlayınız ama, bana nefes almayı öğretirken, ciğerlerimi patlatacağınızı tahmin edememiştim. Sizin suni teneffüsünüz defolu çıktı Bayım;

            Aldım, verdim,

            Verdim,

            Verdim

           

 

            Bir nefeslik havadan daha kaç kez karbondioksit üreteceksiniz? Halbuki ben sizin yanınızda üşümüşlüğümün farkına varmıştım. Şimdi çözüldükçe buzullarım, ağlıyorum. Takriben ne kadar süre sonra buhar olur gözlerim sizce? Dilim, gözlerinizde açtığınız hendeğe düştüğünde, kavlanan ömrümü fark edememişim. Terleyen avuçlarım yüreğinizin nasırlarını yumuşatamamış oysa. Adımlarınız gibi adamlığınızı da sağlam sanmıştım. Öpmeyin artık yanılan yanlarımı, miadı doldu sıfatınızın.

 

            Bir gece önceden tuzlu suya bastırılmış yüreğim, artık bir organ sadece. Yaşamak bir beden küçük, ölüm ise bir numara büyük geliyor vücuduma. Öl öl bitmiyor ızdırabım. Sayın Katil’im, gasp ettiğiniz geleceğim ademelmanızı biraz daha tümsekleştirdi mi? Sayın Cellat’ım, tekmenizi sehpaya savurmadan önce son arzumu sormayı unutmadınız mı? Bak işte, fırlattığınız gençliğim kalabalık bir toplu mezarda.

 

            Sayın Konuk’um tebessümlerinize basmadan sekiyorum sizin düşünüzde. Ve dilinizden devşirdiğim düşleri kelepir fiyatına satışa çıkarıyorum. Yokluğunuzla terbiye ediyorum aklımı. Astarı yüzünü geçen aşkınızı, yüreğime teyelliyorum. Çürüyen gözyaşlarımı kirpiklerinizde damıtıyorum. Tekit ettiğiniz acizliğinizin, muhayyel sancılarını sizin adınıza ben çekiyorum. Rahatsız olmayınız diye, uykularımdan uyanıp acımı sallıyorum ki, çabuk büyüsün.

 

            Beni bıraktığınız cami avlusunda “ölü yıkayıcısı” unvanlı bir işçiyim artık. Ve öğrendim ki, fahişelik tene dokununca bulaşmıyormuş insana. Bu ölümün bedeli hayattı. Ödettiniz. Korkmayınız Sayın Katil’im, ölümlere bağışıklığı var benim ruhumun. Ama ne olur bu kadar sert ölü olmayınız. Yüreğime batıyorsunuz! Hem beni öldürecek kadar sevmeyin. İnanın ben bu kadarını hak etmiyorum.

 

            Bu kadar sert ölmeyiniz dedim, şimdi hangi toprakla yamayacaksınız kalbimi? Aldırmayınız bana Bayım, ben nasılsa annemin ölü çocuğuyum. Yüzümü yıkayınca geçer ve delirme haklarımın tümünü saklı tutarım içimde.

Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

Yazan: | Tarih: 2009-08-27 16:39:43
Konu: Sunni ölüm

Bir ölümü daha içime çektim, ürpermiş bedenimle.
Kalem susmaz bilirim ama acılar diner inşaAllah hiç ummadığın bir zamanda, hayırla.

Ömrüne bereket ablam.
Eyvallah...

vaveyla

Bağlantı » »

Yazan: | Tarih: 2009-06-09 22:07:12
Konu: süpersin yine

yazdıklarına diyecek sözüm yoktur bilirsin abla....

Çok güzel her zamanki gibi...

mavi gece...

Bağlantı » »

Yazan: | Tarih: 2009-04-15 13:01:16
Konu: sunni ölüm

yüreğine sağlık

Bağlantı » »

Yazan:gulusler | Tarih: 2009-04-11 16:11:15
Konu: Sunni ölüm.../

Hepmi acı yazar kalemin abla..
Hepmi acılarımıza tuz basar gözyaşları..
Yitirdiğimiz yitikliğimizi aratıyor mısraların..
Kalemine Kelamına..
Eyvallah..
(ütopya)

Bağlantı » »

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

« Önceki :: Sonraki »

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket









reaLesma.com