5/3/2009 ·

Dara düştün... Ay ışığı koynunda yalnızlıklar büyütürken bırak yorsun gecenin kasveti seni. Çok değil bir kere ağlasan düşeceksin eşikten. Fakat ağlarsan kaç kere öldüğünü anlayacaklar. Bugün en sessiz hâlinle ölme zamanı Leylifer. Gözlerine göm yaşlarını ve sen alnından başla yaşlanmaya…

 

Yanağına varmayan yaşları avutmadan kan toplasın dizlerin. Başaklar boy vermeden nehrin yatağına aksın bana dönmeyen yüzünün suyu. Ömür yetmez ya yaşamaya, sen kaderini öldür içinde Leylifer.Yazgına çizdiğim her jilet kesiği sen yanlarıma yol oldu. Dizlerimde takat yok ki geleyim sana. Özlemim uç verirken yalnızlığıma, dudak kenarlarımdaki uçuklarım, yoksunluğunun ağıdını yaktı leylifer. Kambur kaderimin vebası değmesin içine diye, alnındaki acıları tırnağımın ucuyla kazıdım. Uykusuzlukları yağmalarken tenhada ölgün düşlerle bekledim. Karanlıkta uyuttum kirpiklerini. Anamdan emdiğim süt kadar helal, bastığım toprağın susması kadar haramdı yaşamak bana. Gözlerin uzanırken içimdeki karanlığa en çok ellerini sakladım gözlerimdeki kuyuya. Derin mezarlar kazdım yüreğime; ellerimin kiri sıvanmamalı yüzüne diye. Aşk eleyip merhamet dokuyan dokunuşlarının kavisi nakışlandı içime. Hangi gök saklar, hangi tanrı bağışlar bu sessizliği? Boğazımı yırtarcasına yuttum sensizliği.

 

Kahkahama sarılıp kaldı ustura ağızlı acılar. Her kesikte milyonlarca kahkaha bıraktım döl yatağıma. Hunharca katledildi gözlerim gülüşünden dönerken. Utançlar birikti yanağımın kırmızılığında. Geç dedim, kalbimi kıramayacaksan kırgınlığımdan geç. Uğursuz masallarla sınama kâbuslarımı. Sensizlik çok yitirmeli bulmaktır ya, darp izlerin kalır aranılan aşkın afişlerinde. Cebren alıkoyduğum bedenimde ayaklarım sana kuruluydu. Sensizliğimin hezeyanları uykularımı revan ederken sen hangi uykulu ağzınla nazar ettin gözlerime de göz kapaklarım müftehir yokluğuna… Takvim yaprakları eksilirken ömrümden, berkitilmiş yokluğunla izdivacımı sınama. Gelme!...Adımlarım sürüklenirken ardımca, yağmura seslendim kentin berisinde: Yağacaksan şimdi yağ. Yağmayacaksan usul usul çekil dizine kapaklanılan aşkın ayrılık romatizmasından. Kaybı verilmiş aşkın kurbanı ben oldum bir kez daha. Bu yenilgiler ölenin sonuysa ömür hakkımı niye çaldı saatler? Diz çöksem de divanında yüz sürmem ellerine. Fırtınalar geçmeden sen git, kalbim kalsın ardında. Ah Leylifer her adımında, gözyaşım yağmur oldu yağdı şehrine. Bir yüz sürümlük yüz görümlüğü niyetine. Her ıslaklıkta bir ölüm saklı katrelerim sana milyon kere hayat bağışladı. Bilme!.. Şimdi bana mezar olan senin kentinde kalbi atan bir ceset bulma hevesim saklı kursağımda. Şimdi hangi minvalle yapılmalı ayrılığın valsi?

 

Tutsaklığımı çapraz sorgularda kanatırken cevapsız ağlayışlarda yakaladın gözlerimi. Rüzgâra karşı durup dağıttım kokunu parça parça. Yol boyu sendeleyip aşk hatırına döküldü kanım gidişinle yarılırken hücrelerim. İçimde perişan ağıt… Dilimde giden gelmez türküsü… Çek ellerinin çıplaklığını aşkın feracesinden ki ar da aşktan sorulmasın artık. Aşkın yollarından dönerken ayak bileklerine dokundurduğum her çelmede kendim kapaklandım senli yanlarıma. Her düşüşümde muhtemel bir nedamet patlaması… Sensizlikle bezeli tenim opak odalarda ecel terleri provasında… Son nefesimi vermeden bir nefeslik dinleneyim bağrında. Ey Leylifer saçlarından dokuduğum kefen yeter mi ikimizin yaralarını serinletmeye?

 

Kalbimin paslı kilit sesleri yankılandı şehrin alacakaranlığında. Tüm ölümleri kovdum da kapımdan bir seni kovamadım tenimden. Saçlarıma astığım rüzgârla yonttum şehrin göğüne astığım yüzümü. Ucube beklentilerle aşındırırken kapını, kapana kısılmış içime adının yangınını ezberlettim. Küfür molalı ağlamalar armağan ettim kendime. Köprüler dinamitlenmişken nasıl geçeceksin elerimin karşısına? Hep aynı şarkının nakaratında ayaklarından as hasretimi içinin tavanına. Şiirlerden kalan terklerden ödünç al ayrılığı ve ölüm saatime uyarla.

 

Yüzünün tersine yürüyorum; aynaların bilinci kapalı. Tik-tak’ları bitti bu eyvah ömrün. Anılar elverirse gülüşümü hatırla Leylifer…

 

 

ESMA AYDIN

CENGİZHAN KONUŞ

 

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

« Önceki :: Sonraki »

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket











reaLesma.com